BERABERLİK Mİ? SEFERBERLİK Mİ?
02 Kasım 2008
Sarıyer,
Beylerbeyi maçına üç eksikle çıktı. Buna rağmen daha iyi bir on bir
kurulabilir miydi? Belki tartışılabilir. Ama oynanan futbol tam bir
lig çekişmesiydi. ilk 15 dakikadan sonra Sarıyer akın zenginliğini
ele almasına karşın çok fazla pozisyon bulamadı. Rakip buldu mu?
Hayır! İki pozisyon buldu birini gol yaptı. Takımımız daha fazla
pozisyon buldu ama değerlendiremedi. Maçın son yirmi dakikası
tamamen Sarıyer baskısı altında geçti. Golü de uzatma dakikalarında
bulduk ve 1-1 lik skoru yakalayarak yenilgiden kurtulduk. Atılan gol
gerçek anlamda Ertan Koç golü idi. Genç Ertan şeytani zekası ile
kaleci ve bir defans elamanının yanından topu ağlara gönderdi. Ertan
böyle zor gollerin adamıdır, bu tür gol atmayı ister, benim
tanıdığım Ertan bu!
Takımımızda bir zaaf var, bunu en iyi şüphesiz Mahmut Kocabal’ın
ekibi bilir. Gol yollarında zorlanıyoruz, ayakta fazla top
tutuyoruz, şahsi oynamayı tercih ediyoruz. Zaman zaman
çoğalamıyoruz. Daha büyük handikap, maç kazanamamanın verdiği
burukluk, eziklik ve ya gol atamazsam ya gol yersem korkusu! Her
biri birer kıymet olan bizim çocukların bu korkuları yenmesi gerek!
Buna noksanın giderilmesi için; yönetimin, teknik heyetin ve daha
çok da Ferdi, Mustafa, Savaş ve Ethem gibi ağabeylerin çaba
harcamaları lazım!
İddia ediyorum, inanıyorum; bizim takım ligin en iyi takımı!
Sakatlar işbaşı yapsın, idarı mali durum rayına otursun, yenilmez
bir takım ortaya çıkacaktır!
Bu maçın bir zenginliği daha vardı! Yönetim kurulunun hemen hemen
tam kadro maçı izlemesiydi. Heyecanla, kazanma azim ve hırsıyla!
Eski yönetim kurulu üyelerinin de yeni yönetime destek anlamında
maçı birlikte, yana izlemeleri renk ve gönül kardeşliği ve
Sarıyer’in başarısının yürekten istenmesinin filmi gibiydi.
Bütün bunlar iyi şeyler, ya kötü olanlar?
İşte burada biraz durmak gerekiyor!
Sarıyer’in taraftara, seyirciye ihtiyacı var. Taraftar büyük
destektir, böylesi olması gerekir, böyledir di! Gerçekten böyle?
İşte buna yanıt arayacağım.
Beylerbeyi maçı başlarken, Sarıyerli seyircilerin bulunduğu bölümde
on beş yirmi kişi vardı. Sonra elli altmış belki biraz daha fazla
oldu. Oldu da ne oldu. 7. dakikada golü yedi, 10. dakikada yönetim
istifa, Mustafa istifa diye bağırıldı: UTANÇ VERİCİ BİR OLAY!
Şeref tribününe gelinip istekte bulunuldu. Her neyse yerine
getirildiği öğrenildi. Peki ne oldu: “Yine yönetim istifa”, “Başkan
istifa” diye bağırıldı. Oldu mu? Yakıştı mı?
Bunları bir tarafa bırakalım, daha beteri “…. Doğulur, Sarıyerli
olmayan ….. çocuğudur” YOK BE!
Bağırdanlar ne?
Yahu kulübünü seven, kulübüne sevdalı olan hangi çocuk, genç ve
yaşlı taraftar böyle bağırabilir! Yönetici yapabilmek için
pertavsızla adam arıyoruz, bir kısım taraftar yöneticileri kaçırmak
için savaşım veriyor!
Adam kazandığı helal parasını kulübe verecek! Yönetici karısının,
çocuğunun nafakasını kulübün ihtiyaçları için harcayacak, adam işini
gücünü bırakacak antrenmana maça gelecek takımına güç katacak; sonra
da bilmem ne çocuğu olacak! VAY ANASINI BE!
Sarıyer sevdası bu değildir! Sarıyer sevdası, dere gibi akan
gözyaşıdır! Her kötü sonuçtan sonra gözyaşını içini akıtır, bu benim
döktüğüm terdir der. Daha güçlüsünü gelecek maçta futbolcuların
akıtması için daha güçlü destek vermek görevimdir anlayışı ile
hareket eder!
Sarıyer takımı 90+3 de beraberlik golünü atıyor taraftar Başkan
istifa diye bağırıyor, yönetim istifa diye bağırıyor! Olacak iş mi?
Siz maça gelseniz ne olur, gelmeseniz ne olur?
Yararınız yok, zararınız olmasın bari!
Zarar vermemek için bilerek maça gelmemekte onurlu bir olay ve çok
iyi bir SARIYERLİLİKTİR!
Gelin bir karar verin ve bundan sonra hiçbir beklentim olmadan,
hiçbir istekte bulunmadan, sadece takımın maçını izlemek için gişeye
gidecek, biletimi alacak ve maça girip izleyeceğim deyin, Bu konuda
bir SEFERBERLİK kararı verin ve uygulayın, göreceksiniz ne kadar
huzur içinde sahadan ayrılacaksınız!
Bence ERDEMLİ olmak budur. |