HAKLILAR MI?
Yazan: İbrahim
Balcı
Konu elbette ki Sarıyer Spor Kulübü olunca çok şeylerin
konuşulması ve yazılması istenmektedir. Hasbelkader kırk elli
yıl bu kulüpte şöyle veya böyle, iyi veya kötü görev aldık,
sorumluluk üstlendik!
Bunların dışında gün oldu ayrı düşmedikse de hataları,
yanlışları az veya çok, ağır veya hafif eleştirdik. Hatta zaman
oldu, insaf denen kavramı bir yana koyup ağır mı ağır
eleştirilerle yöneticileri üzdük!
Bakıyorum da yönetici olduğum ilk yıl 1958 ben 24 yaşındaymışım!
Şimdi yıl 2010 ve ben 76 yaşındayım! Yani işi bitmişlerden,
sıfırı tüketmişlerden. Buna karşın yaşama sarılmış, tutunmuşuz
bir ipin ucuna kendimizi yukarı çekmeye çalışıyoruz.
Etrafıma bakıyorum, kulübümüzle ilgilenen benim yaşta bir
Allah’ın kulu yok! Zaten üç kişi kalmışız! Fikret Bey, ak
saçları ile hala ayakta durabilmek, adalet terazisini elinden
bırakmamak için direnmekte; Sami Canel on on beş yıldan beri
kendisini eğitim ve öğretim çalışmalarından geri alamamakta, bu
ulvi ve kutsal görevini devam ettirmek için boğuşmaktadır.
Bense malum! Sarıyer çarşısını arşınlamaktayım! Benim yaşımda
insan ne yapması gerekiyorsa onları yapmaya çalışıyorum ya da
öyle zannediyorum!
Oysa biliyorum benden başka şeyler bekleyenlerin sayısı az
değil! Sitem edenler de az değil! Görevim ağır! Nedir bu Divan
Kurulu Başkanlığı (Vekaleten, Fikret Beyin yerine bakıyorum).
Yani, Sarıyerli yönetici ve üyelerin, hatta bir kısım taraftarın
anlayışı ile yönetim kurulu üzerinde DEMOKLESİN KILICI!
Hayır efendim hayır! Hiç de öyle değil! Divan kurulu yönetim
üzerinde baskı unsuru değildir. Bu kurul bir danışma kuruludur.
Tüzüğün kendisine verdiği görevleri yapar! Belgelenen yolsuzluk
varsa, şikayet halinde dinler ve soruşturur. Yönetimden istek
gelirse disiplin soruşturması yapar. Üye kayıtlarını düzenler,
Müzeyi tanzim eder, yöneticiler arasında ikileşme oldumu
barıştırma uğraşı verir, tüzük değişiklikleri ve tüzük
maddelerini açıklar ve tabii ki yönetim kuruluna acil durumlarda
TAVSİYE’lerde bulunur. En önemlisi de istendiğinde GÖRÜŞ
bildirir!
Divan Kurulumuz bu açıkladıklarımı yerine getiriyor mu? EVET! O
halde ne isteniyor bizden?
İstenen şu: Geçen dönemlerde yazıp çizdiniz, acımasızca
eleştirdiniz, ağırlığınızı ortaya koydunuz, şimdi susuyorsunuz!
Susma hakkınız yok! Konuşacaksınız, yazacaksınız! Dün ne
idiyseniz, bugün de o olacaksınız! ÖYLE DEĞİL Mİ?
İnanırlar veya inanmazlar şunu özellikle belirtmek isterim:
İbrahim Bozan’ın başkanı olduğu her iki yönetim kurulu, kurum
olarak Divan Kurulumuza gereken önemi verdi, saygıyı gösterdi.
Göstermeye devam ediyorlar. Hiçbir gün bir yanlışla
karşılaşmadık!
Denilecek ki bunun için mi yazmıyorsunuz, konuşmuyorsunuz? HAYIR
efendim, HAYIR! Yerel basın ve internet sitelerinde ne kadar
destek verir mahiyette yazıyorsak da görüşmelerimizde
gördüklerimizi, bildiklerimizi, öğrendiklerimizi yönetim kurulu
başkanı ve arkadaşlarına ısrarla aktarıyoruz, yanlışa
düşülmemesi için gerekli uyarıları yapıyoruz.
Merak gidermek bakımından bir kısmını yazmak isterim. Örneğin;
Belediyenin desteğinin alınmasını tavsiye ettik. Yönetim kurulu
oluşturulurken parti ağırlıklı olmaması ikazında bulunduk.
Mehmet Ekşi’nin teknik direktör olarak alınmamasını, eldeki
kadronun bir kısmının en azından Gökhan Ünver, Ertan Koç ve
Mustafa Çakır’ın kadroda tutulması için fedakarlık yapılmasını
istedik. Menajerlerle temas kurularak futbolcu transfer
edilmemesini tavsiye ettik. Her yöneticinin getireceği
futbolcunun alınmamasını, transfer ücreti barajının
aşılmamasını, kadronun 25 kişiden fazla olmamasını ısrarla rica
ve tavsiye ettik. Bilhassa olağanüstü genel kurulun yapılmaması
için ısrarcı olduk. Her konunun yönetim kurulunda tartışılmasını
istedik… Teknik direktör değişikliği ve Mehmet Demirtaş’ın
geldikten birkaç hafta sonra bırakmasını ya da bıraktırılmasını
yadırgadık, yanlış olduğunu ısrarla söyledik… Ara transferin son
gününde bir çok adamın alınmasının yanlışlığını bildirdik… Ve
daha pek çok detay…
Bütün bunları yönetim kurulu başkanı ve arkadaşlarına
bildirdiğimiz ortada iken susmakla, yazıp çizmemekle, yönetime
destek vermekle, buna karşın önceki dönem Mustafa Hepanıl’a
destek vermemekle eleştirilmemiz, zavallılıktan başka bir şey
değildir! (Ki Sayın Hepanıl’ın yönetim listesine alınması
ricamızda oldu) Hele “Sarıyer Sevdalısı” söylemimizi iğrenç ve
mide bulantısı bir tümce ile saygısızca alay konusu yapma çabası
içine girenlere sormazlar mı SARIYER İÇİN NE YAPTIN, NE VERDİN?
Şu iyi biline DİVAN KURULU, gördüğü hata ve yanlışları yönetim
kurulu başkanına ve yönetime bildirir, uygulanmasını ister ama
KESİNLİKLE UYGULAYACAKSINIZ DİYEMEZ. Çünkü sadece danışma kurulu
özelliğindedir. Bu kurulun istekleri yerine getirilirse elbette
ki İYİ OLUR, MUTLULUK DUYULUR. İsteklerin yerine getirilmemesi,
yapılmaması halinde ise ayrıca bir YAPTIRIM UYGULAYAMAZ BU GÜCÜ
YOKTUR!
Durum bundan ibaret!
Ama yine de kendi kendime soruyorum: HAKLILAR MI?
Evet HAKLILAR! Konuşanların, yazan çizenlerin tek isteği vardır:
Takımın başarılı olmasıdır. Eee takım iyi başlamış, kötüye
dönüşmüş hatta daha beter duruma düşmüşse elbette ki canı
yananlar, “Sarıyer Sevdalısı” olma çabası içinde olanlar
üzülecek ve yazıp duracaklardır! Takım iyi duruma geldiğinde,
puanlar alındığında onlar da elbette ki görevlerini yerine
getireceklerdir. Bu görevleri neyse!
Ha! Ya saygılarını sunacaklar ya da yeni genel kurulda YÖNETİCİ
olmak için görev ve sorumluluk isteyeceklerdir. Ne kadar çok
yönetici adayı olursa, kulübümüz o kadar çok hizmet ve ilgi
görür…
UNUTMAYALIM gün birlik günüdür, beraberlik günüdür!
05.02.2010 |