Lacivert ve Beyazı Karşılıksız Sevenlerin Adresi
Menü
Ana Sayfa
Haber Arşivi
Fotoğraflar
Forum
Fikstür
İletişim
İBRAHİM BALCI  

Önceki Yazıları

 

Son Yazısı

YILDIZLAR SARIYER SPOR KULÜBÜ TARİHİNİ OLUŞTURDU
Yıldızlar; yani yıldız futbolcular Sarıyer Spor Kulübü tarihini oluşturur. Tarihin oluşmasında başka katmanlarda vardır ama onlar üzerinde durmak, bilimsel araştırma yapmakla olur. Yani; kuruluş, kurucular, renkler, ilk kadrolar, başkanlar, divan kurulu üyeleri, taraftarlar, amatör dönemi, profesyonelliğe geçiş, amatörlük döneminin büyük futbolcuları, profesyonellik döneminin bir sürü detayları!”
Bütün bunları ince eleyip sık dokuyarak bir yazı dizisi çıkaralım diye düşünsem, yeni bir Sarıyer S. K. tarihi yazmam gerekir. Elimizde mevcudu varken yenisini yazmanın anlamı yok diye düşünüyorum.
Bu yazı dizisinde Sarıyer’in amatörlük dönemindeki birbirinden yetenekli futbolcuları tanıtacağım.
Sarıyer, 1940 da kuruldu fakat lig maçlarına 1943/44 yılında başladı. Üç sezonluk bekleme süresini tamamladıktan sonra lig maçlarına katılma hakkını kazandı. Lacivert-beyazlılar liglere katıldığı ilk sezon Boğaziçi grubu birincisi olurken hiç yenilgi almadı. Bir beraberliğini Hilal’e karşı (1-1) aldı. I. Lige yükselme maçlarını üç takımlık bir final grubunda oynadı. Sarıyer, Alemdar ve Beyoğluspor. Sarıyer ilk maçında Alemdar gibi yılların takımını 4-1 yenerken, ikinci maçta güçlü Beyoğluspor’a şaibeli bir maçtan sonra penaltı golü ile 2-1 yeniliyor ve I. Lige geçme hakkını kaybediyordu.
Nedense sözümüzde duramadık, tarihin içine daldık. Bu sezonda Sarıyer takımında gerçekten çok iyi futbolcular vardı. Örneğin: Selahattin Yarar, Numan Uzun, Celal Demir, Zekeriya Toksavul, Burhanettin Türker, Mesut Seçen, Ormanlı Küçük İsmail gibi…

Selahattin Yarar’dan başlayalım. Kefal Selahattin ve Gözlüklü Selahattin olarak da tanınır. Hem futbol ve hem de voleybol oynuyordu. Voleybolcu olarak çok daha büyük olduğu söylenir. Galatasaray’da voleybol oynadığına göre iyi bir voleybolcu olduğu şüphesizdir. Bugünkü deyimle libero da mükemmelmiş. Smaçlara fevkalade iyi müdahale ettiği gibi, plaseleri de uçarak çıkarmasıyla şöhret bulmuş, bu nedenle de “Kefal” lakabı takılmıştı kendisine! Futbolcu olarak da fevkalade idi. Sahada fazla koşmayan ama duracağı yeri bilen ve ölçülü attığı paslarda takımı mükemmel yöneten bir usta idi. Bilhassa frikikleri ile şöhretliydi. Kolay yenilgi kabul etmeyen, yani pes etmeyen bir yaradılışı vardı. Babası öldüğü gün sahaya çıkıp futbol oynaması kolay unutulacak bir olay değildir. Böylesine kulüp sevdalısı ve futbol hastası idi. Zaten Sarıyer kulübünün kurucularından biriydi. En önemlisi de bu konumu idi. Sadece bununla kalsa, kulübün mali gücü Selahattin Yarar demekti. Yıllarca kulübü finanse eden bir büyük kulüpçü idi. Sarıyer Spor Kulübünde 6 dönem genel kaptan ve 8 dönem kulüp başkanı olarak görev yaptı. Aynı zamanda divan kurulu başkanı olan Selahattin Yarar’ı üç yıl önce kaybettik.

Numan Uzun mükemmel futbolu ile dikkatleri üzerine topladı ve Fenerbahçe Spor Kulübü’ne transfer oldu ve güçlü Fenerbahçe’de forma giydi. Ama onun yeri Sarıyer’di. Hem okuyor, hem çalışıyor ve hem de futbol oynuyordu. Kolay değildi ama zaman zaman değil, tüm maçlarda oynamak istiyordu. Bunu gerçekleştirmek için iki sezon sonra tekrar Sarıyer’e geldi ve futbolu bırakana kadar takımının en iyi beki olarak forma giydi. Numan Uzun, 1.80m.'nin üzerinde boyu, güçlü fiziği ile ideal bir bekti. Sarıyer Spor Kulübünde 1 dönem başkanlık ve 14 dönemde genel kaptan olarak görev yaptı.

Sarıyer defansının en büyük ismi şüphesiz, hala yaşlı Sarıyerlilerin unutamadığı Ormanlı Zekeriya Toksavul’du. Zekeriya, eski Sarıyerli yöneticiler tarafından dönemin en büyük santrhafı olarak kabul edilir. Oysa o dönemde Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Vefa, İstanbulspor gibi takımlarda gerçekten iyi adamlar vardı. Ama, Zekeriya bir başka futbolcuydu diyorlardı. Kendisini seyretmekle öğünürüm. Gerçekten çocuk yaşta seyrettiğim halde aklımdan çıkaramadığım ve Fenerbahçeli Yılmaz’a benzettiğim bir futbolcu idi. Üç büyük kulübün isteklerine devamlı “Hayır” dedi ve Sarıyer’de oynadı. Amacı okuduğu Orman Fakültesini bitirmek ve iş hayatına atılmaktı. Öyle de yaptı. Orman Genel Müdürlüğü Teşkilatının çeşitli kademelerinde çalıştı ve nihayet müfettişlikten emekli oldu. İzmir’de ikamet ediyordu (Son on yıldır haber alamadım).

Burhanettin Türker İzmirliydi ve İstanbul Tıp Fakültesinde okuyordu. Tıbbiyeden mezun olana kadar Sarıyer’de oynadı. Devlet Demir Yollarında doktor olarak göreve başladı. Hem mesleğini yaptı ve hem de İzmir’de Altay’da sol bek oynadı. Mükemmel bir sol bekti. Sarıyerlilerin unutulmayan futbolcularından biridir. Sarıyer’i hiç unutmamış bir lacivert-beyaz aşığı idi ve uzun yıllar Futbol Federasyonu Üyesi olarak görev yaptı. Beş altı yıl önce kaybettik kendisini.

İbrahim Balcı

eXTReMe Tracker